Kyuubi Efsanesi: Dokuz Kuyruklu Tilki

Kyuubi Efsanesi: Dokuz Kuyruklu Tilki

En popüler animelerden biri olan “Naruto”yu izleyenlerin, çok yakından tanıdığı bir karakter Dokuz Kuyruklu Tilki. Hikayenin de ana unsurlarından biri hatta. Özel ismi ile Kurama… Çok fazla spoiler içeriği oluşturmadan bahsetmek gerekirse, Naruto adındaki kahramanımızın içine hapsedilmiş süper bir güç kaynağı kendisi.

Geçmişini pek bilmemekle birlikte, birilerinin yani taşıyıcılarının içine hapis olmadığı sürece, insanlık için de tehlikeli bir yaratık. Peki, bu yaratığın çıkış noktası ne? Nereden esinlenmiş, ucu nerelere kadar dayanıyormuş?

Bundan yüzyıllar önce, belki de, binlerce sene daha ilave geçmiş bir dönemde, Lak Long Kan adında yiğit bir delikanlı yaşıyormuş. Tabi bu delikanlı, bizim masallarımızdaki fakir ama gururlu oğlanlardan değilmiş. Su üstünde yürüme yeteneği bağışlanmış kral Kinh Duong ile, Ejderha-Kral’ın kızı, muhteşem prenses Long Nu’nun çocuğuymuş. Babasının yerine kral olarak geçtikten sonra, dünyanın büyük çoğunluğunu baştan başa saran imparatorlukları içerisinde, bir ucundan bir ucuna dolaşarak, halkına yardım eli uzatmak istemiş.

Seyahatlerinden bir tanesinde de, bir halkın, dokuz kuyruklu devasa büyüklükteki bir tilkiden yakındığını işitmiş. Bırakın ağzıyla köpürttüğü alevlerini, çığlığı bile bir köyü yerle bir etmeye yetiyormuş. Binlerce insanı katletmesi bir yana, bir de her gelişinde güzel ve genç bir kızı kaçırarak, kimsenin gidip görmeye cesaret edemediği inine götürüyormuş.

Lak Long Kan, daha önceki seyahatlerinde olduğu gibi, bu halkın da derdine çare olmaya yemin etmiş. Güneşi bile ardında saklayan, karanlık ve korkunun şekil bulmuş hali olan yüce dağda saklanan Dokuz Kuyruklu Tilki’nin inine gitmiş. Gitmiş gitmesine ama, gücü kelimelere dökülemeyen böyle bir yaratığın yanına desteksiz gitmek olmazmış. Yanına Rüzgar, Şimşek ve Yağmur cinlerini de almış. Dokuz Kuyruklu Tilki, onlara bile aldırış etmemiş ve tarihteki gelmiş geçmiş en yıkıcı  savaş başlamış. Günlerce sürmüş. Gök gürlemiş, şimşekler çakmış, fırtına ve alevler dört bir yanı sarmış. En sonunda güçten düşen Tilki, cinleri emrinde barındıran ve asil ejder kanına sahip Lak Long Kan’dan kaçmak isterken, onun aziz kılıç darbesine maruz kalmış ve ininin bulunduğu dağ başına yıkılarak, yerin dibine mühürlenmiş. Ve bugün orada oluşan dehlizde bir gölet oluşmuş. İsmi de o günlerin anısına “Tilki Gölü” olarak kalmış.

Bu muhteşem Uzak Doğu mitolojisi, Naruto’da da bir parça işlenmiş. Kyuubi’yi tek başına oyalayıp, kalan son gücüyle Naruto’nun içine mühürleyen, Konoha’nın Sarı Şimşeği, Minato Uzumaki, mitolojideki şimşek cinini temsil eder. Aynı şekilde, içine mühürlenen Kyuubi’yi kontrol edebilen ve hava elementini kullanabilen nadir ninjalardan olan Uzumaki Naruto da rüzgar cinine atıf olarak bulunur. Yağmur cini mi!?… Belki de o, mitolojinin Japonca versiyonunda yoktur ya da kim bilir belki bir gün mangada karşımıza çıkacaktır. İzleyip hep birlikte göreceğiz.

Bir de, Lak Long Kan var tabi. Naruto’da bahsedilen hikaye biraz daha değişik fakat Ejder-kral, Rikudō Sennin olabilir mi ki? Onun üzerine de bir gün kafa patlatmak lazım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *